YENİDEN YAZILMIŞ BAŞLIK: Boşuna Sarf Edilen Çabalar! Fenerbahçe'nin liderlik yarışındaki hayati maçı, dikkatsizlikleri ve ilgisizlikleriyle bilinen oyuncular yüzünden tam bir kabusa döndü. Karşılarında Kasımpaşa'yı bulan Fenerbahçe, bu maça var gücüyle değil, adeta bir ip çekme maçında mücadelesiz bir şekilde parmak basıyor gibiydi.
Galatasaray'ın kaybettiği bir gecede hiç kimseyi umursamaz bir tavırla oynadılar. İşin ilginç yanı, kazanma hırsı hiçbiri tarafından hissedilmedi. Maçın tüm detaylarını analiz ettim; çaba, ter, hırs, bu maçta hiçbiri yoktu.
Kaybedilen 2 puan ise bu durumu daha da acı bir hale dönüştürdü. Bu kaybedişin ardından, her bir futbolcunun kendi gerçekleriyle yüzleşmesi gerektiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Lakin, sadakatin bile bir maç oynanırken bile geçerli olmadığı bu durumda hangi futbolcu bu söze kulak verecek ki?
Kasımpaşa maçının ardından kıssadan hisse çıkarmak gerekirse, sorumluluğun Tedesco'ya yıkılması da yanlış olmaz, zira her ne olmuşsa hepsinin altında onun imzası vardı. Ara transfer döneminde harcanan yüklü miktardaki paralar ve teknik direktörün futbol taktikleri, göründüğünden çok daha iyi olmalıydı.
Buradan çıkarılacak ders şu; altın gibi parlayan her şey, altın olmayabilir!Konya'da geçen gece Galatasaray adına tam bir faciaydı. Juventus karşısında gösterilen performans, Konya'da adeta yok sayılmıştı.
Bu durumu "toplu intihar" olarak tanımlamak bile abartı olmayabilir. Rakibine karşı mücadele etmek için gereken enerjiyi göstermekten bile uzaktılar. Eğer kazanılan maçların arkasındaki itici güç, teknik direktörlerin hüneri olarak kabul ediliyorsa, bu hezimeti de Okan Buruk'un omuzlarına yüklememek haksızlık olur.
Ama kaybı yalnızca rotasyon ve gol hatalarına bağlamak da oldukça yanıltıcı olurdu. Bu takımda savaşan bir kişi var mıdır?Maalesef, hayır.
Peki, böyle bir takımdan olumlu bir sonuç beklenir mi?Cevabını kendilerinin vermesi en doğrusu olacaktır. Galatasaray'ın bu mağlubiyetini konuşurken, Konyaspor'un emeğini de atlamamak gerekir.
Tüm oyuncuları adeta iliklerine kadar savaştılar ve alkışı sonuna kadar hak ettiler. Beşiktaş ise oyun anlayışını tamamen değiştirdi ve takımını keyif veren bir hale getirdi. Her ne kadar şampiyonluk hedefi olmasa da, her rakibin üstesinden gelebilecek güçte olduğunu söyleyebiliriz.
Taraftarlar da, formasının hakkını veren bu takıma olan bağlılıklarını sürdürüyorlar. Trabzonspor’un mücadele azmi, herkesin dikkatini çekmeye devam ediyor. Futbol, kalpten ayaklara, oradan da kalbe bir oyun olarak oynanır.
Eğer yürekten isterseniz ve gereken mücadeleyi gösterirseniz, futbol size ihanet etmez. Trabzonspor'un bu sezonki en net gerçekliği Fatih Tekke’dir. Unutmadan bahsetmek gerekir ki, geçmiş yılların korkak ve hizmetkâr ruhlu hakemlerinin bugünkü adalet tartışmalarında önemli bir yeri vardır.
Bugünün spor dünyasında adalet ve dürüstlük, herkesin üzerinde durması gereken bir husustur. Ancak unutmamalıdır ki adalet, geçmişi dikkate alarak bugünün yanlışlarına karşı durmalıdır. Kısacası, çürük bir ağaçta çivi tutmaz!